Lütfen bekleyin..

Müzisyen Celalettin DEMİR ile müzik üzerine

05 Mart 2017, 15:38 - Okunma: 11928

Türkiye Gençlik Konseyi Samsun İl Başkanı Ahmet ÇAKMAK Celalettin DEMİR İle röportaj gerçekleştirdi.

• Hocam merhabalar kendinizden biraz bahsedebilir misiniz?

• Ben Celalettin DEMİR, 10/04/1964 doğumluyum. Samsun Hacı İsmail köyüydü o zaman şimdi mahallesi oldu Canik’e bağlı orada doğdum ve ilkokulu orada okudum. Ortaöğretimime İlkadım’da devam ettiğim dönemde, dönem itibari ile kargaşanın olduğu bir döneme denk gelmesi sonucunda babamızın o dönemki ortama bakış açısıyla okuldan alındım ve mesleki atılıma başladık. Uzun süre mobilyacılık yaptım o süreç içerisinde müzikle haşır neşir oldum, müzik zaten bende doğuştan vardı ailemde hiç müzikle uğraşan insan yoktu, biraz kötü gözle bakılıyordu tabii ki ona rağmen zorluklar içerisinde hem okuyup hem de müzikle ilgili çalışmaların içerisine o dönemlerde girmiştim. Aynı zamanda evli ve İlker adında erkek evlat babasıyım. Kısaca kendimi tanıtmak gerekirse bu şekilde.

• Müzikle tanışmanız tam olarak nasıl oldu peki?

• Müzikle tanışmam; liseye geçmemiştim daha müziğe karşı aşırı yeteneğim olduğunu zaten ben biliyordum, o dönemin dört büyük seslerinden Ferdi TAYFUR, İbrahim TATLISES, Müslüm GÜRSES ve Orhan GENCEBAY diye adlandırılan büyük üstatların seslerini taklit ederek başladı. Samsun Fuarı o zamanlar biliyorsunuz Türkiye’de sayılı fuarların başında geliyor ben de ailemden gizli olmasına rağmen orada ve aile çay bahçelerinde bu taklit yeteneğimi ön plana çıkararak müziğe başladım. O zamanlar ud ve keman enstrümanına çok merak sarmıştım. Ben de bu enstümanları nasıl öğrenip icra edeceğimi düşünüyordum ki hiç ummadığım bir anda o zaman Unkapanı şimdiki adı tabii ki Subaşı caddesinde yürürken özel bir dersanenin bir afişine rastladım. İlk nota ve nazariyat derslerini orada aldım ve kemana başladım. Kısa zaman içerisinde çok üst seviyelere yükseldim hocamı geçtim diyebilirim. Hiç duymadığım eserlerin notalarını bile okuyabiliyordum. Hocamın maddi menfaat sağladığını öğrenince kendisini bıraktım ve konservatuara kayıt oldum ama üçüncü sınıf öğrencilerinden daha iyi durumdaydım ve bir sene sonra konservatuarda ders vermeye başladım. O süre içerisinde uluslararası müzisyenliğe başladım. 20 sene önce Türkiye’deki birçok ses sanatçısıyla ve enstrümanistlerle yan yana sahne aldım. Hayatımda hiçbir zaman düşük seviyedeki icracılarla birlikte çalışmadım hep kendimden üst derecede insanlarla çalışarak musîkiyi daha fazla benimsedim. Tabii akademisyen olmamın getirisiyle uluslararası müzisyenlik kimliğimi bıraktım. Oranın sahne kültürü bana ne kadar profesyonelce gelse de yaşam tarzı olarak hiçbir zaman benimseyemedim. Sahne hayatım devam ederken daha çok İzmir, İstanbul ve yurtdışı olarak Rusya, Almanya gibi yerlerde çeşitli konserlerde geçti. Çok fazla insanla tanıştım bunların içerisinde o zamanlar İzmir Radyosu’nda çalışan Mustafa KESER ile birlikte İzmir fuarında çok teşviki mesaimiz oldu. Tarzan Mustafa (Taşpınarlı), Hüsnü ŞENLENDİRİCİ’nin babası Ergün ŞENLENDİRİCİ, Sibel CAN’ın babası Engin CAN, İlyas TETİK, Mustafa KANDIRALI, Coşkun ERDEM gibi daha nice nice ismini saymakla bitiremeyeceğim değerli enstrümanistlerle çalıştım. Ses sanatçısı olarak örneğin Müşerref AKAY’la sık sık Rusya konserimiz oldu, ayrıca Muazzez ERSOY’la özel konserlerde ve repertuar konusunda çalışmalarımız oldu. Bunların yanı sıra rahmetli Bergen, Mine KOŞAN, Bülent ERSOY, Yunus BÜLBÜL, Hakkı BULUT, Vahdet URAL, Hüseyin ALTIN gibi piyasa sanatçılarıyla çalıştım. Aynı zamanda taklit ettiğim büyük sanatçılardan Orhan GENCEBAY ile beraber çalışma fırsatım oldu. Birçok sanatçının aranjmanı ve repertuarı ile ilgilendim, onların yaylı, mızraplı ve perküsyon altyapılarını oluşturdum. Zeki MÜREN’le bir sefer konserde bulunma şerefini yaşadım. Kendi memleketim olmasına rağmen Samsun’a ancak turne ile gelebiliyordum ailemi bu gibi kısa vakitlerde görebiliyordum. Bu hayatı nasıl bırakırım diye düşünüyordum ailemin de aşırı derecede baskısı vardı ve görücü usulü ile 1988 yılında eşim Aysel hanımla evlendim. Bafra’ya yerleştik ve bu işi yapmama kararı aldım. Bafra’ya geldiğimde musîki cemiyeti olduğunu duydum. O dönem musîki cemiyetine bağlı olarak iki değerli dost ziyaretime gelerek birikimimden faydalanmak üzere Bafra Musîki Cemiyeti’ne katılmamı istedi, ben de müzikten soğumamak için dahil oldum. Bu cemiyette ben de ud çalarak katkıda bulundum. Yoğun çalışmalarım sonucunda Bafra Musîki Cemiyeti’nde enstrüman eğitimlerini başlattık onlarca insanı enstrümanlarla buluşturduk. Birkaç sene sonunda Bafra Musîki Cemiyeti heyeti tarafından koro şefliğine layık görüldüm bir amatör koro olmasına rağmen çok kısa zamanda büyük başarılar elde etmeye başladık. TRT radyosunun birçok amatör koro yarışmalarında birincilikler elde ettik. Birçok insan bu koro dolayısıyla müzik hayatında önemli yerler edindi. Benim bu başarılarım insanları şaşırtıyordu fakat bunun sebebi benim profesyonel geçmişimden dolayı idi. Bafra’da yine yoğun çalışmalarım sonucu gençlik korosunu kurdum katılımın az olacağı beklenirken 150’yi aşkın genç cemiyete katıldı ve birçok başarılara imza atarak konserler verdi. Aynı zamanda bu süre zarfında engelliler ve tasavvuf korosunu da Bafra’ya kazandırdık.

• Ben de gençlik koronuzda yer almış bir öğrenciniz olarak şimdiki genç sanatçılar hakkında düşüncelerinizi ve beklentilerinizi öğrenmek istiyorum?

• Şimdi şöyle söyleyeyim benim gözümde sanatçılık apayrı bir şeydir. Elbette ki insan çabaları sonucu kendine birçok şey katabilir fakat sanatçılık doğuştan gelen bir yetidir. Şimdiki genç sanatçılarımız ise sanatın niteliğini taşımamaktadırlar. Bakıyoruz ki şimdiki gençler yarışmadan yarışmaya koşturuyorlar. Bu sadece bazı TV patronlarının rantından ibarettir. Onlara sunulan bazı vaatlerin gerçekten içi boş çıkıyor ve bir çoğunun hayatı gerçekten felç olmuş vaziyettedir. Sanatçı olabilecek gençlere tavsiyem kendi kendilerini kandırmasınlar ve nitelikli bir eğitim almaya gayret göstersinler. Tabii bu konuda da devletimize düşen en önemli görev bu gibi genç insanlara bu desteği sağlamaktır. Artık birçok köklü sanat okulumuz bile niteliğini yitirmiş vaziyettedir. Bu sebeple bu okullardan çıkan eğitimcilerin de birikimleri gayet düşük vaziyettedir. Karşılarındaki öğrencilerin Uşşak makamını bile anlatmakta acizlik gösterebilmektedirler, onları pedogojik bir donanımla eğitim hayatına iletememektedirler.

• Türkiye’deki gençlik hakkında düşünceleriniz neler?

• Şimdi gençlerin yeteneklerine aileler katkıda bulunuyor yine de okul hayatını etkileme korkusuyla bu tarz sosyal faaliyetlere katılımını kısıtlamaktalar. Oysa ben gençlik korosunda velilerle toplantılar yapıyordum ve buradaki gençlerin okul hayatındaki başarı düzeylerini gözden geçiriyordum. Sanılanın aksine çok ciddi ilerleme kaydettikleri ortaya çıktı. Şimdiki gençler okul, dersane ve ev üçgeninde sıkışmış halde dünyadan bihaberler. Onlarla diyalog kurduğumda kendilerine ifade etme yeteneklerinin ve özgüvenlerinin az olduğunu farkediyorum, özgüveni fazla olanlar ise önü alınamaz bir deli doluluk yaşamaktadır. Resim, müzik, spor gibi faaliyetlerin önemi bu konuda ön plana çıkıyor fakat bunların nitelikli eğitim kurum ve kadroları tarafından verilmesinin zaruret olduğunun altını çiziyorum. Gençler gelişimlerine katkıda bulunacak çareleri sosyal aktiviteler dışında birtakım içi boş arkadaşlıklar içerisinde aradığı müddetçe bir gelişim katedemezler. Birçok ebeveyn bizim canımız ciğerimiz olarak gördüğümüz gençleri bu tarz sosyal aktivitelerden almak istiyor fakat emin olmalıyız ki gençler enstrüman yoluyla zihinlerini boşaltmakta, rahat düşünen birer birey haline gelmektedirler. Müzikle ilgilenenler için halk arasında sürekli dolanan çalgıcı tabiri dışında bu tarz cemiyetlerde ilerinin müzik öğretmenleri ve devlet sanatçıları yetişmektedir. Musikiye ve musiki ile ilgilenen önemli insanlara verilen değerin az olduğunu görünce ben kahroluyorum. Benim zihniyetim her evde aksesuar olarak değil en az bir kişinin icra ettiği bir enstrüman olmasıdır. Bunun gençlere bir miras olarak kalmasını temenni ediyorum. Bunu ben en basitinden kendi oğlum İlker’in karakterinde gözlemlemiş bulunmaktayım. Bizim zamanımızda müzikle ilgilenen insanlara iyi gözle bakılmazdı hatta bu nedenle ben babamdan çok dayak yemişimdir. Bizim zamanımızda müzik fazlasıyla dışlanıyordu ama şimdi bakıyorsunuz çocuklar sırtında enstrümanıyla sokakta yürüyor ve onlara nitekli insan gözüyle bakılıyor. Şimdi şartlar bu şekilde olmasına rağmen eskilerin aksine gençler daha düzgelim bir şekilde enstrüman icra ediyorlar.

• Son olarak üstadım sanat hayatınız boyunca hiç unutamayacağınız ve sizi çok etkileyen bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

• Sanat hayatımda birçok anım var ama benim için en önemlisi yıllarca peşinden koştuğum müzik için tarafından dayaklar yediğim, rahmetli babamla ilgili; babam benim nasıl bir şey ile ilgilendiğimi nasıl bir birikimim olduğunu bilmiyordu. Hayatım boyunca rahmetli babam üç defa konserime geldi. Bafra’da koro çalıştırmaya başladığımda ilk konserimi hiç unutamam babam konser dönüşü rahatsızlandı ve ikamet ettiği Samsun’a giderken annem telefonu babama verdi ve babam beni tebrik edip özür dileyerek bana ne kadar haksızlık yaptığını söyledi ve benden helallik aldı. Bu anımın bende yeri ve etkisi çok büyüktür.

• Değerli vaktinizi bize ayırdığınız ve tecrübelerinizi biz gençlere aktardığınız için teşekkür eder sanat dolu sağlıklı bir ömür temenni ederiz.

• Ben de teşekkür ederim siz gençlere çıktığınız bu yolda başarılar dilerim.

Türkiye Gençlik Konseyi Samsun İl Başkanlığı Hazırlayanlar: Ahmet Çakmak, Mehmet Öztosun

Etiketler : ahmet çakmak
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
GÜNCEL Kategorisindeki Diğer Haberler
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ 60. BÖLÜM FRAGMANI YAYINLANDI. YENİ BÖLÜMDE N..
Trabzonspor'dan Dünya Kadınlar Gününe Özel kısa film
WhatsApp aldığı bir kararla 30 Hazirandan itibaren uygulamasını kaldıracak...
Türkiye Gençlik Konseyi Genel Başkanı Mekan Görük, yüz binlerce kişinin bek..
15 Temmuz darbe girişimi sonrası başlatılan soruşturmalarla açığa alınan öğ..
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kaptan Ahmet Erdoğan Uluslararası Erkek..
Başkanın Mesajı
Kasım Bağdu
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=